Geleceğin Savaş Arenası (Kısım 1/2)

Savaş… Tarih boyunca lanetle veya destanlarla anlatılmış; kimi toplum için yıkım ve yok oluş kimi toplum için bir yükseliş hikayesini barındıran savaşlar; 21. Yüzyılda yaşanan çatışmalarla birlikte devamlılık göstereceğinden şüphe duyulmayan silahlı mücadeleler olarak tanımlanabilirler. Savaşlar her ne kadar ölümlere, yıkımlara sebep olsa da tarih boyunca teknolojinin ve stratejinin lokomotifi olmuşlardır. Örneğin yeni bir madenin işlenebilmesiyle yaşanan değişim, madeni işleyerek silah üreten toplumun daha üstün olmasını sağlayabilmiştir. Ya da Türkler ve Moğollar; at üstünde kurutulmuş et yiyerek durmadan kilometrelerce gidebilen, ellerinde küçük ve hafif olmasına rağmen uzak mesafelere atış yapmasını sağlayan kompozit yayları ile pek çok devleti hızla ele geçirebilmiş; mobilitenin kattığı üstünlükle çok kısa sürede çok geniş topraklarda hakimiyet sağlayabilmişlerdir.  Romalıların “pilum”u ve geniş kalkanları, ateşli silahlar ile coğrafyasında büyük üstünlük sağlayan Osmanlı Ordusu veya Kalyon tipi gemilerle okyanuslarda hakimiyet elde eden İngilizler; teknoloji ve harp sahasındaki üstünlüğün örnekleri olabilirler. Elbette ki tüm bu medeniyetlerin savaşlarda galip olmalarında başka sebepler de vardı ancak bugünkü odağımız geleceğin savaş arenasını şekillendirecek teknolojiler olduğundan daha fazla detaya girmiyoruz. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de medeniyetlerin harp sahalarında üstünlük sağlamasında savaş teknolojileri etkili olacaktır fakat eskisinden çok daha hızlı şekilde gelişen teknik, medeniyetlerin savaş arenasındaki akıbetlerini belirlemede daha büyük öneme sahip olacaktır.

Nedir bu gelecek gelecek deyip, önceki savaşlardan farklılaştırmaya çalıştıklarımız? Ya da tek başına teknoloji yeterli mi? Artık eğitimli bir orduya, kurmay aklına ihtiyaç kalmadı mı? Her ne kadar teknoloji değişiyor olsa dahi; savaşın esas prensipleri büyük değişikliklere uğramayacak ve her alanda olduğu gibi kaliteli insan kaynağı savaştaki üstünlüğün en önemli parçası olmaya devam edecektir. Savaş Sanatı'nda şöyle yazılmıştır: "Savaşta iyi neticelerin dayandığı temel ilkeler her devirde mevcut olmuştur... Bu prensipler değişken değildir; silah cinsine, zamana ve yere bağlı değildir.". İyi eğitimli, liyakata dayalı bir ordu her koşulda zafere daha yakın olacaktır: “Cengiz Han da rütbeleri Napolyon gibi, soy esasına göre değil, cesaret ve savaşçılık yeteneğine göre verdi.” [1] Bunların yanında en önemli faktörlerden biri de savaşan unsurların azim ve kararlılığıdır: Fiziki güçler kılıcın tahta sapı, moral güçler (manevi/ruhsal güç) keskin ağzıdır (Clausewitz). Güzel bir tarihi anekdot ise; Toulon Kuşatması'nda Napolyon henüz topçu subayı iken, bir bataryayı o derece tehlikeli bir mevziye yerleştirmiş ki, bu topları kullanmak için insan bulamayacağı kendisine söylenmiş. Napolyon, derhal bataryanın üzerine "kahramanlar bataryası" diye bir levha astırmış, o andan itibaren batarya tüm mürettebatla çalışmıştır. [1]. Bunlardan başka, özellikle 2. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın savaşın başlarında ezici zaferler kazanmasında büyük payı olan bir konu daha vardır: inisiyatif alabilen birlik komutanları: “Bir ast komutana eğitimde ne kadar inisiyatif verilirse, sonuç o kadar iyi olacaktır. Niçin? Çünkü yaptıkları işlerin sonuçlarından kendileri sorumlu tutulmakta ve başarmaları için kendi yöntemlerini kullanmalarına izin verilmektedir.” [1]. Son olarak savaş tecrübesi de kritik öneme haizdir: “Kitaplardan ve haritalardan, nasıl savaşılacağını, muhaberenin nasıl kazanılacağını öğreniriz, fakat en öndeki hatta ve cephedeki askerin hafızasında oluşan düşünceler, umutlar ve beyinlerde kargaşa yaratan korkular hakkında bilgilendirilmeyiz... Savaşın başında her rütbedeki askerler korkunç bir sinir gerginliğine maruz kalır. Her tarafta tehlike görürler. Korkunç şeyler hayal ederler. Rapor alma ve göndermede çok dikkatli olunmalıdır. Savaşın başlarında raporların %90'ı yanlıştır ya da abartılıdır.” [1].

Geleceğin savaşlarına giriş yaparken yukarıdaki paragraftan da hareketle başlamak istediğim ilk konu iyi eğitimli kadroların yetiştirilmesi olacak... Gelecekte, gerek teknik kadroların, gerek operasyonel unsurların, gerek kurmay kadrolarının yetiştirilmesinde teknolojiden daha fazla faydalanılacağı aşikardır. Askerlerin farklı coğrafyalarda ve mahallerde; farklı iklim koşullarında operasyon yapabilecek hale getirilmesi için eğitim sahaları ve simülasyonlar oluşturulacaktır. Benzer biçimde, geçmiş tecrübelerden hareketle kurgulanmış yapay zeka algoritmalarıyla geçmişte henüz yaşanmamış ancak gelecekte yaşanması mümkün olan farklı zorlu durumlar için dahi senaryolar oluşturulabilecek ve bu sayede askerin beklenmedik durumlarda doğru kararları verebilmesi ve reaksiyon süresini oldukça kısaltması mümkün kılınacaktır. Simülasyonlar; bakım onarım personellerinden sıhhiyecilere, topçulardan tankçılara, piyadelerden özel kuvvet unsurlarına kadar ordu genelinde yaygınlaşacak ve eğitimlerin ayrılmaz bir parçası haline gelecektir. Yeni geliştirilen araç ve silahlara intibak için benzer şekilde gerçekçi simülasyonlar kullanılacak; askerlere akıllı asistanlarla sesli olarak anlık destek olunabilecektir. Askerin cephede doğru kararlar almasına yönelik karar destek algoritmaları pek çok farklı senaryo için eğitilecek ve kurmayların karar destek algoritmalarıyla beraber çalışabilmesi sağlanacaktır. Ayrıca artık kurmaylar sadece askerleri değil, sürü insansız araçları da yönetecek şekilde eğitilecektir. Elektronik harp, siber savaş ve propaganda savaşları için azımsanamayacak miktarda uzman personel yetiştirilecektir. Ukrayna ve Rusya arasında gerçekleşen savaş bu üç bileşenin önemini gözler önüne sermiştir. [2] Orduların bir diğer teknolojik gelişimi ise yeteneklerine göre büyük veri işleme algoritmalarıyla tasniflenmiş nüfusunun en etkili şekilde düşmana karşı koymak üzere hızlıca yetiştirilmesine yönelik geliştirdiği dijital ve uygulamalı eğitimler olacaktır. Savaşların akıbetleri, farklı senaryolara göre farklı muhtemel tehditler gözetilerek önceden geliştirilmiş yapay zeka destekli algoritmalarla denenecek ve muhtemel sonuçlar tahmin edilmeye çalışılacaktır. Bu modellerin içinde silah, araç haricinde; coğrafya, moral, üretim kapasitesi gibi pek çok farklı faktör var olacaktır. Simülasyonlar farklı hamleleri öngörmek ve önlem almak amacıyla da kullanılacaktır.

Görsel 1: Arttırılmış Gerçeklik ile Eğitilen Askerler

Görsel 2: Gelişmiş Kullanıcı Arayüzüne Sahip Operasyon Yönetim Ekranı Örneği

Eğitimde dijitalleşen ordunun savaş alanında dijitalleşmesi de kaçınılmazdır. Aklınıza bir meskun mahal operasyonu yapan timi getiriniz. Tim personelleri, silahın üzerine takılmış termal/tv kameralardan gözlüklerine aktarılan görüntü ile anlık olarak çok iyi nişan alabiliyor, köşe dönüşlerinde kafalarını çıkarmadan tespit ve imha gerçekleştirebiliyorlar. Girdikleri yerleri duvarda hareket edebilen, merdiven çıkabilen, sessiz mini robotlarla haritalandırıp; mayın, tuzak, düşman unsuru, rehine tespiti yapabiliyor ve ayrıca tüm bu veriler anlık olarak savaş harekat merkezine akıyor ve anlık olarak uygun girdiler gerçek zamanlı olarak sahadaki time iletiliyor. Askerler çatışma sırasında, şok durumunda kaldığı zaman, onları şok durumundan çıkaracak uyarılar farklı yöntemlerle vücutlarına veriliyor ve askerlerin bilinci, kalp atışı, sağlık durumu üzerlerinde bulunan sensörlerle takip ediliyor. Tim personelleri sensör verilerine göre adrenalin, maske, uygulanacak ilkyardımla ilgili komutları yapay zeka destekli programdan alabiliyor ve bu sayede en az zaiyatla operasyonlarını icra edebilir hale gelmişler. Benzer bir durum; timin keskin nişancısı için de geçerli. Farklı balistik ölçüm parametrelerini ölçüp hedefin uzaklığına uygun olarak nişangahını kendi kendine güncelleyen dürbün kullanılabilir hale gelmiş. Ek olarak keskin nişancının bulunduğu yerin gizlenmesi için farklı hologram veya nano kumaş teknolojileri geliştirilmiş. Atış yaptığında yerini büyük oranda gizleyebiliyor. Düşmanı yanıltmak için farklı yönlerden de atış sırasında ses çıkaran, atışla benzer akustik etki yaratacak hoparlörler (personel, drone veya insansız kara aracı vasıtasıyla) yerleştirilmiş; bu sayede timin keskin nişancısının yerinin tespiti daha da güçleştirilmiş.

Görsel 3: Dijitalleşen tim personeli

Ayrıca İKA’ların (İnsansız Kara Aracı) kullanımı giderek yaygınlaşmış; keşif, lojistik destek, atış destek, mayınlama, mayın temizleme, haberleşme, yaralı tahliyesi, kamikaze (hem piyade hem zırhlı araç için bkz. Goliath Tracked Mine ve ARK-1) ve hatta drone şarj istasyonu olarak operasyonların ayrılmaz parçası haline gelmiş. Ayrıca uzay keşif araçlarında (Rover) kullanılan eklem ve farklı mekanizmalardan faydalanarak; İKA’lar çok daha zorlu arazilerde kullanılabilir hale gelmiş; daha zorlayıcı mağara, meskun mahal gibi ortamlar için hibrit robotlar (bacaklı ve tekerlekli bu sayede hem daha uzun mesafe kat edebilir, hem de bacaklı robotlar gibi engel aşma yeteneğine sahiptir bkz. Centauro robot) İKA’larla benzer rollerde kullanılmaya başlanmıştır.

Görsel 4: Farklı Boyutlarda İnsansız Kara Araçları (Roboteam) 

Görsel 5: Perseverance Rover Yapısı 

Görsel 6 ve 7: Unitree B2 ve Centauro Hibrit Robotları

Görsel 8 ve 9: Lynx ve Anymal Hibrit Robotları  

Farklı akustik sistemlerle hareket ve yer tespiti yapılmaya başlanmış; öldürücü olmayan gaz (psiko-kimyasal veya uyutucu gazlar örneğin 2002 Moskova Tiyatrosu Rehine Krizi sırasında kullanılan uyutucu gaz) veya yüksek ses ile kapalı mekân baskınlarında düşmanın bastırılarak etkisiz hale getirilmesi mümkün kılınmış. Artık timler kompozit zırh ve başlıkla korunmakta. Drone’lar oldukça tehlikeli hale geldiği için her timde drone imhası için yetiştirilmiş, parçacık tesirli mühimmat atan silahıyla timi koruyan bir personel bulunmakta. Tüm bunlar, özel operasyon birimlerini daha mükemmel hale getirmiş olsa da farklı teçhizatlar ve eğitimler için yapılan yatırımlarla birlikte maliyetler de yükselmiştir. Geleceğin orduları, topyekûn bir savaş durumu için tüm bunların farkında olarak maliyet etkin pek çok yeni yöntem, teçhizatlar da geliştirmiştir.

Görsel 10: Uzun Menzilli Akustik Cihazları (LRAD)

Pek çok ülke profesyonel askerliğe geçmiş olsa da Ukrayna-Rusya çatışması gibi büyük bir çatışma durumunda acemi erler de askere alınacaktır. Her ne kadar orduların teknolojileri gelişse de iktisadi koşullar içinde acemi askerlerin donatılması ve maksimum fayda sağlayacak şekilde cephede rol alması gerekmektedir. Bu sebeple geleceğin orduları düşük maliyetle maksimum zararı verebilecek sistemlerin üretimlerini maksimize edebilmeye odaklanacaktır. Peki nedir bu maliyet etkin olduğu kadar düşmana karşı etkili sistemler? Ukrayna Savaşı’ndan görüldüğü üzere bu silahlar piyade tüfeği, drone savunması için pompalı tüfekler, kamikaze FPV (first person view) dronelar (maliyet etkin FPV drone üretimi noktasında Ukrayna, sahadaki geniş tecrübesi sebebiyle herkesin beraber iş yapmak istediği bir partner olacaktır.), kısa menzilli portatif hava savunma füzeleri ve portatif tanksavarlardır.

Görsel 11: FPV Drone Kullanan Askeri Personel

Bahse konu silahların; maliyet etkin, kolay üretilebilir olması ve üretecek pek çok tesisin ülkenin altyapısında var olması oldukça önemlidir. Bunlara ek olarak uzun menzilli topçu roketi sistemleri, obüsler, havanlar gelecekte de önemini koruyacaktır ve bunların mühimmatlarının da düşük maliyete; çok hızlı şekilde üretilmesi kritik önemi haizdir. Ukrayna Savaşı’nda görünen tablo; 2. Dünya Savaşı’ndan çok da farklı değildir; zira o zamanlardan bu yana uzun süren konvansiyonel savaşların kaderinin tayininde üretim kapasitesi ve maliyet etkinlik savaşlar için esas belirleyici faktör olmaya başlamıştır. Haddizatında, Ukrayna Savaşı’nda tank durdurmak için kullanılan piramit beton bloklar, piyade mayınları, tank mayınları, dikenli teller, siper savaşları İkinci Dünya Savaşı’nı hatırlatmıştır. Peki tüm bu sistemleri maliyet etkin ve çok hızlı üretmenin yolu nedir? Yeni endüstri çağıyla birlikte dijitalleşen üretim teknolojileri; en uygun kesim hızı ve derinliğinde kesim yapabilen CNC tezgahlar, fabrika içi mal taşıması yapan robotlar; kaynak, boyama, montaj gibi pek çok işlemi gerçekleştirebilen endüstriyel robotlar, öğrenebilen yapay zeka algoritmaları, otomatize edilmiş kalite robot serileri… Tüm bunlar esnek, hızlı adapte olabilen, her geçen gün verimliliği öğrenen yapay zeka algoritmaları sayesinde artan; üretim sürecinde maliyetlerin düşmesini ve üretim hızının artışını sağlayan yeni bir üretim çağının parçaları… Gelecek; optimumun hedeflendiği ve sistemin sadece insan düşüncesiyle keşfedilenlerin dışında büyük veri işlemesiyle beraber yapay zeka algoritmalarıyla daha hızlı şekilde geliştiği bir dönemi yaşatacak ve bu dönem savaşların da geleceğinde etkili olacaktır. Konvansiyonel savaşın yakıtı silah ve mühimmattır; yakıtı tükenen taraf kaçınılmaz olarak kaybedecektir.

Görsel 12 ve 13: Endüstriyel Robot Kol ve Endüstriyel Taşıyıcı Robotlar

Görsel 14 ve 15: Hassas İşlenen İnce Cidarlı Uçak Motoru Parçası ve Makine Öğrenmesi

İnsansız araçların ve sürü robot teknolojilerinin geleceğin ordularında pek mühim sistemlerden olacağını vurgulamanın ve bu konuyu biraz daha genişletmenin gerekli olduğunu düşünüyorum.  Artık drone’lar istihbarat-gözlem faaliyetlerinin, operasyon planlamalarının, yönetimlerinin, imha faaliyetlerinin bir parçası haline gelmiş; drone’ların imhası için menzili, mühimmat çıkış hızı ve mühimmatındaki parçacık sayısının arttırıldığı özelleştirilmiş pompalı tüfekler kullanılmaya başlanmıştır. Piyadeler yanlarında drone ikazı için akustik drone tespit sistemleri taşımaya başlamış, daha yüksekten uçan daha büyük drone’ların imhası için düşük yanma hızına sahip, maliyet etkin füzeler geliştirilmiştir. Kara aracı veya deniz aracına (insanlı veya insansız) inip hızlıca batarya istasyonunu değiştirebilen küçük drone’lar dahi çok uzun mesafelerde operasyonel hale gelmişler. Üzerlerindeki gelişmiş titreşim sönümleyicisine sahip makinalı tüfek veya parçacıklı mühimmat atan tüfek, bir mekanizma ile hızlıca salabildiği minik bombalar, lazer işaretleme cihazları ile görevler üstlenebildikleri gibi kamikaze amaçlı da kullanılabilmektedirler.

Görsel 16: İnsansız Araç Sürüleri  ve İletişim Ağı

Drone’ların diğer bir kullanım alanı ise sürü drone’lardır. Çoklu lançerden, sivil görünümlü konteynırlardan çoklu olarak atılabilen drone’lar bir yerin hava savunmasını satüre etme ve kritik tesislere zarar verme noktasında oldukça başarılı hale gelmişlerdir. Sadece kraliçe dronların üzerindeki pahalı sensörlerle işçi drone’ları hedeflere göndermesi ise maliyetleri oldukça azaltmıştır. Benzer sürü teknolojisi füzeler için de kullanılmaya başlanmıştır. Füzeler tır veya gemi konteynırlarından fırlatılabilecek şekilde tasarlanmıştır ve çok yüksek miktarlarda bir yerin hava savunmasını satüre etmek amacıyla gönderilmektedir. Füzelerin bir kısmı içinde sadece itki sağlayıcı motoru olan, savaş başlığı taşımayan ve kraliçe füzelerce belli hedefe yönlendirilen, hava savunma füzelerinin harcanması için kullanılan boş (dummy) füzelerdir. Füzelerin bir kısmı, harp başlığı da olan ancak yönlendirmesini kraliçe füzelere göre yapan, işçi füzelerdir. Son grup ise saldırıyı yönlendiren, hedefe doğru tüm füzelerin gitmesini sağlayan kraliçe füzelerdir. Sürü teknolojisi sayesinde çok büyük saldırılar, hiç beklenmedik bir anda sivil görünümlü konteynır veya tır dorselerinden yapılabilecek ve hedeflerde çok büyük hasarlar yaratacaktır.

Görsel 17: Sivil Konteynır Görünümlü MK-70 Dik Atım Sistemi (VLS)

Görsel 18: 126 Hero Drone Dolanan Mühimmatı Ateşleyebilen Rheinmetall Lançeri

Görsel 19: Shahed-136 Dolanan Mühimmatı Sivil Görünümlü Tır Dorsesi Lançeri

Rusya-Ukrayna Savaşı iki büyük konvansiyonel ordunun gerçekleştirdiği son savaş olmasının dışında, maliyet etkin çözümlerle çok güçlü ordulara karşı direnç gösterebileceğinin de en görünür kanıtı oldu. Rusya’nın oldukça pahalı savaş gemileri; sürat teknesini andıran, son derece basit yapıdaki birkaç Magura V5’in aynı anda kamikaze saldırısı gerçekleştirmesi (14 defa Rus gemisine çarpıp 8’ini imha edebilmiş) sonrası ağır hasar aldı.

Görsel 20: Magura V5 Özellikleri

Savaşın ilerleyen safhalarında Rusya helikopter ve gemideki silah kulelerinden açılan ateşle pek çok MAGURA V5 imha edebilmiştir ancak 500 milyon dolardan fazla donanmasında hasar oluşmuştur. Benzer biçimde Haiti’de son derece basit yapıdaki insansız yarı gömülü kamikaze sistemlerle pek çok ticari gemiye hasar verilmiştir.

Görsel 21: Gemilere Büyük Hasar Veren Husi Yarı Gömülü İnsansız Deniz Aracı

Dünyadaki pek çok gelişmiş ülke suyun kattığı gizlilik avantajının farkında olduğu için yarı gömülü, tam gömülü ya da hibrit insansız veya su altı taarruz birimlerini taşıyabilen sistemler üzerine çalışmaktadır. Yarı gömülü sistemler, radarları ve optikleri yüzeyin üzerinde bulundurduğu için aktif gözlem yapabilir. 30 knot hızla hareket edebilen oldukça hızlı sistemlerdir. İsrail, Singapur, İtalya ve Amerika tarafından kullanılmaktadır. Amerika radar görünürlüğü oldukça düşük, patlayıcı ekipmanları suya gömülü bölgede tutarak koruyabilen SEALION-2 sistemini ortaya çıkarmıştır. Bu sayede keşif, imha, devriye görevleri gerçekleştirebilmektedir.

Görsel 22: Sealion 2 (Yarı Gömülü Amerikan Amfibi Komando Botu) 

Görsel 23: Singapur SMC Tip 2 (Yarı Gömülü Özel Kuvvetler Botu)

Ancak yarı gömülü sistemlerin de imhası ve tespiti su altı araçlarına nispetle daha kolay olduğundan su altı sistemlerine yönelik çalışmalar da sürdürülmektedir. Su altında otonom çalışacak bir sistem maliyet olarak yüksek olduğundan insanlı modda veya hem insanlı hem insansız olmak üzere iki modda çalışması ve SAT intikal/sızma aracı görevini taşıması makul görünmektedir. Bu doğrultuda farklı tipte araçlar kamuoyuyla paylaşılmıştır. MK-11 SAT intikal araçlarının en gelişmiş versiyonlarından biridir ve bu araçlar 12 adet Scorpion kısa menzilli torpido ile yüklüdür. Mk-11 torpido kovanına sığacak boyutta tasarlanmıştır. Aktif olarak kullanılmaktadır. Ancak kısa mesafelerde kullanılabilmesi ve yavaş olması sebebiyle 60 mil gidebilen, 24 saat su altında kalabilen, kuru bir ortamı ve atmosferik basıncı içerisinde koruyarak SAT personelinin daha derinden, daha az fark edilerek gitmesini mümkün kılan yeni bir proje Dry Combat Submersible geliştirilmiştir:

Görsel 24: Amfibi Komando Dağıtım Aracı (SEAL Delivery Vehicle SDV) 

Görsel 25: Leonardo’nun SDV’ler İçin Geliştirdiği Mini Torpido: Black Scorpion

Black Scorpion 2 km menzilli, 11 kg ağırlığında, 1.1 m uzunluğunda gemilerin pervane kısımlarını, kritik bölgelerini veya küçük gemileri imha etmek üzere geliştirilmiş torpidodur.

Görsel 26: 8 SEAL Taşıyabilen, 100 Metreye Dalabilen Dry Combat Submersible (DCS)

 

Görsel 27: Mk11 Sığı Su Savaşı Su Altı Aracı

Yüzen, yarı gömülü, tam gömülü botları olan 4 SAT taşıyabilen SHADOW SEAL ise diğer ilgi çekici projelerden biridir.  Kolay taşınabilmesi, maliyet etkin olması avantaj gibi görünmektedir ancak seyir hızları düşüktür.

Görsel 28: Üç Modlu Özel Kuvvet Deniz Aracı: Shadow SEAL

Görsel 29: Shadow SEAL Modları, Hızları ve Taşınma Platformları 

Görsel 30: Shadow SEAL Özellikleri

Daha gelişmiş, yüksek hızlara çıkabilen, dalabilen diğer bir SAT intikal aracı ise Subseacraft Victa’dır. Yüzeydeki Hızı: 40 knots, dalma Süresi: 2 dakika, su altı hızı: 8 knots’dır. Dalma derinliği 30 metre, pilot sayısı 2, SAT sayısı 6’dır. Ağırlığı 9.5 tondan daha hafif ve 40 feetlik standart bir konteynıra sığabilir. Sekiz operatöre 4 saat hava sunabilecek kapasitededir.

Son olarak sessiz liman-gemi baskınını mümkün kılacak, su üstünde ve su altında hibrit şekilde hareket eden uzun menzilli bir insansız deniz aracı olan Proteus da oldukça ilgi çekici bir sistemdir. 7.8 m uzunluğunda, 1.61 m genişliğinde ve 1.62 m yüksekliğindedir. 4.81 m^3 hacimde, 1632 kg’a kadar faydalı yük taşıyabilir. X kuyruk yapısına sahiptir ve insanlı ve tam otonom iki ayrı modu vardır. Li polymer pile (148 kWh Baseline 296 kWh Extended) , 5 bıçaklı pervaneye, 2 dik, 2 yatay iticiye sahiptir (thruster).

Tablo 1: Proteus hız ve menzil 

Görsel 31: İnsanlı (SEAL taşıyabilen) ve İnsansız Modda Çalışabilen Uzun Menzilli İnsansız Deniz Aracı Proteus

Tüm bunlara ek olarak günlerce suda kalabilen, su dibine tutunarak (suyun doğası gereği olan sıcaklık değişiminden kaynaklı akıntılar) akıntıdan menzilli, yüksek yük taşıyabilen su altı aracı Manta Ray oldukça ilgi çekici diğer bir su altı aracıdır. Devasa kompozit gövdesi, uzun menzili, gelişmiş sensörleriyle geleceğin su altı teknolojilerinin yönünü göstermektedir. 

Görsel 32: Suyun Termal Özelliklerinden Kaynaklı Oluşan Akıntılardan Suyun Dibine Tutunarak Enerji Hasatı Yapabilen Manta Ray İnsansız Deniz Aracı

Tüm bunlar gelecekte karada olduğu gibi denizde de insanlı-insansız sistemlerin müşterek operasyonların ayrılmaz parçaları olacağını göstermektedir. İnsansız deniz araçları, insansız su altı araçları, drone’lar, uydular, gemiler ve erken ihbar ve kontrol uçakları; savunma ve saldırı ağının ayrılmaz bileşenleri olacaktır. Deniz tabanına tutunarak enerji hasadı yapabilen ve günlerce pasif sonarlarıyla tespit faaliyeti icra edebilen insansız deniz araçları hem su altı ve üstü araçlarının tespiti ve imhası hem de akustik sinyal istihbaratı için önemli roller alacaktır. İnsansız deniz araçlarının torpido kovanlarından atılabilen tipleri yaygınlaşmış; sessiz tespit ve imha harekatları kolaylaşmıştır. Sürü teknolojisi hem ucuz maliyetli su üstü (sürat teknesine benzeyen) hem yarı gömülü hem de su altı insansız araçlarında kullanılır hale gelmiştir. Farklı gemiler için geliştirilmiş yapay zeka algoritmaları; gemilerin ve limanların savunma zafiyetleri tespiti için kullanılacaktır ve karar destek algoritmalarıyla farklı saldırı stratejileri belirlenecektir. Tüm bunlar devasa gemilerin korunma maaliyetlerinin giderek artması anlamına gelmektedir. Gemilerde drone, insansız sürü saldırı araçlarına karşı geliştirilmiş savunma algoritmaları ve iyileştirmeler gerçekleştirilecektir. Daha yüksek atım hızına sahip, parçacık tesirli hem hava hem deniz üstü savunmasına katkı sağlayabilecek yüksek mühimmat kapasiteli silah kulelerinin geliştirilmesi ve kullanılması kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca su altı önlemi olarak Scorpion benzeri hafif ve daha kısa menzilli torpidolar yaygınlaşacak hem saldırı hem savunma amaçlı deniz sistemlerinde yer bulacaklardır. Denizaltılarda ve insansız deniz araçlarında Lityum-İyon pillerin kullanımına başlanmıştır, batarya teknolojilerinde önemli gelişmeler yaşanacak ve daha uzun menzilli, daha hafif insansız deniz araçları ve denizaltılar mümkün kılınacaktır. 

Görsel 33: Geleceğin İnsansız Sistemler Savaşları İletişim Ağı

Gemiler için (özellikle destroyer, uçak gemileri vb.) en ölümcül tehditlerden biri de hipersonik füzelerdir. Hipersonik silahlarla alakalı detaylı şekilde hazırlanmış bir yazımız mevcuttur, ancak geleceğin savaşların da bahsediyorsak bu hipersonik silahlara da kısaca değinmek istiyoruz. Günümüzde tasarlanan SM-3 gibi balistik hava savunma sistemleri balistik füzeyi atmosfer dışı ara safhada önlemek üzere tasarlanmıştır. Ancak yüzey tespit radarları dünyanın yapısından kaynaklı olarak sadece ufuğa kadar tehdit tespiti yapabilir. Bu da hipersonik füzelerinin yüzey radarları tarafından eğer başarabilirse ancak terminal aşamaya oldukça yakın olduğu yüksek hızlı seyir veya süzülme halindeyken tespit edilebilmesine sebep olmaktadır. Günümüz balistik hava savunma sistemleri atmosfer dışında çalışmak üzere tasarlandığından daha zorlu koşulların olduğu atmosfer içinde yeterli değillerdir. Ayrıca günümüz balistik hava savunma sistemleri daha yavaş ve daha tahmin edilebilir hedeflerde başarı sağlayabilmektedir. Genel olarak önleyicilerin manevra yapan tehdidin üç katına yakın ivme manevrası yapabilmesi beklenir. Bu nedenle terminal aşama asla tercih edilen bir müdahale bölgesi değildir. Terminal aşamada 27 mach hızlarına varabilen bir sisteme 3 katı hızla ulaşacak bir önleyici füze yapmak imkansıza yakındır. Bu nedenle uzun menzilli ve uzay sensör tabakalarıyla tehdit takibine uygun olarak geri besleme alan, hipersonik füzenin henüz yavaş olduğu erken safhalarda müdahale edebilecek bir önleme sistemi geliştirilecektir. Ayrıca hipersonik hızda giden bir sistemin her manevrası büyük bir enerji kaybına sebep olacağından manevra yapmasına teşvik ettirecek ara önlemler de etkili olacaktır. Ground Based Interceptor (Kara Bazlı Önleyici GBI) balistik füzelere uzay vakumunda müdahale etmek üzere geliştirilmiştir ancak SM-6 ve THAAD sistemlerinin yüksek atmosferde müdahale edebilmektedir. Yine de hipersonik füzelere karşı karakterize edilmemişlerdir. Yeni önleyicilerin uzun menzilli, süzülme aşamasında etkili olacak ve kızıl ötesi arayıcı başlığı atmosfer içi hipersonik hızlarda dayanacak şekilde tasarlanacaktır. Her ne kadar günümüzde durdurulması oldukça güç silahlar (hipersonik silahlar) olmalarına rağmen maruz kaldığı ağır koşullar hipersonik sistemleri “engellenemez” olmaktan çıkarmaktadır ve kabiliyetlerini kısıtlamaktadır. Alçak yörünge uydularından kurulu, gelişmiş yapay zekâ algoritmalarıyla desteklenen; hipersonik, balistik tehditlerin tespitinin ve takibinin yapılabilmesi hipersonik silahların önlenmesindeki en önemli aşamayı oluşturmaktadır. İkinci aşama ise noktasal hava savunma doktrini yerine alan savunması yaparak tehdidi kaynağına yakın bir bölgede, henüz düşük hızlardayken imha etmektir. Bu da uzun menzilli, çevik, parçacık tesirli savaş başlığı olan önleme füzelerinin geliştirilmesi ile mümkün olacaktır.

Görsel 34: Hipersonik Silahlara Karşı Parçacık Tesirli Savunma Yaklaşımı

Hava savunma sistemlerinin katmanlı olması, entegre olmasından pek çok farklı platformda sıkça bahsedilmiştir. Ancak radar imhası ve tespiti için kullanılan ve zamanla geliştirilen dolanan mühimmatların, sürü drone teknolojilerinin, hipersonik füzelerin geleceğin hava savunma konseptlerinde de önemli değişimler yaratacaklarına dair şüphe yoktur. Hipersonik tehditler için geniş alanda savunma yapabilecek, yüksek manevra kapasitesi olan, uzun menzilli önleyici füzeler ve alçak yörünge uydu ağı gerekirken drone saldırılarına karşı ise maliyet etkin, uzun tahrik süresine sahip, kısa menzilli önleyici mühimmatlara ve sistemlere ihtiyaç vardır. Drone’ların düşük radar görünürlükleri, düşük hızlarda hareket etmeleri, yere çok yakın uçabilmeleri, yüksek miktarlarla saldırı yapabilmeleri onları oldukça etkili bir saldırı aracı kılmaktadır. Karşı önlem olarak geliştirilmekte olan farklı yaklaşımlar mevcuttur: parçacık tesirli mühimmat atan silah kuleleri, lazer silahları, yüksek güç elektronik harp silahları, yüksek güç mikrodalga silahları, drone imhası için kullanılabilen jet motorlu dolanan mühimmatlar (Bkz. Roadrunner,  Iran 358 ve 359 dolanan hava savunma mühimmatları).

Gelecekte düşük hızlı seyreden drone’lara veya C-RAM olarak sınıflandırılabilecek havan-topçu roketi mühimmatlarına karşı hava savunma silah kulelerinin önemi daha da artacaktır. Ukrayna’daki saha manzarası göstermiştir ki çok ucuz drone’larla zırhlı kara araçları kolaylıkla imha edilebilmiştir. Bu sebeple araç üstü; parçacıklı mühimmat atabilen, atım hızı yüksek, yüksek mühimmat kapasitesine sahip, çoklu hedef angajmanı yapabilen, akustik ve radar tespitini uzun mesafelerde mümkün kılan silah kuleleri orduların vazgeçilmez silahları olacaktır. Hatta topçu sistemlerin tümünün hava savunma rol alabilmesine imkan tanınması için gerekli mühimmat ve yazılımlar üzerine Northrop Grumman tarafından çalışılmaktadır.( Bkz. Topçu Bazlı Hava Savunma “Canon based air defense”) Tespit ve takip süreçlerinde kullanılacak radar, akustik veya görüntü işleme teknolojileri de yapay zeka ile birlikte gelişecektir. Tüm bu gelişmeler maliyet etkin hava saldırı araçlarına (drone, dolanan mühimmat, topçu roketleri vb.) karşı topçu sistemlerinden, atım hızı ve mühimmat kapasitesi arttırılmış silah kulelerinden ateşlenecek parçacıklı mühimmatlar ile maliyet etkin savunma yaklaşımlarının geleceğin ordularında yer bulacağını göstermektedir. 

Lazer silahlarının kullanımı da konsept olarak sıkça karşımıza çıkmaktadır. Lazerler; gemilerde, mobil kara aracında yakınına gelen füzenin veya drone’u imha etmek için; savaş uçaklarında ve helikopterlerde ise RF arayıcı başlıklı füzenin arayıcı başlığını etkisiz hale getirmek üzere kullanılacaktır. Lazerlerin etkili olmasının önündeki en büyük problemler drone veya füzeyi yakmak için belli bir süre aynı noktada odaklı lazer ışınının odaklı kalmasının gerekliliği ve lazere gerekli enerjiyi sağlayabilecek büyük bataryalara ihtiyaç duymasıdır. Bu sebeple manevra kabiliyeti yüksek drone’lara karşı eğitilmiş algoritmalar geliştirilecek, enerji verimi daha yüksek lazerlerin ve bataryalarını tasarımı yapılacaktır. IIR başlıklı hava savunma füzelerine karşı kullanılan lazerlerin ise hava platformlarındaki kullanımları yaygınlaşacak, hava platformlarının jet motorları lazer karşı önlem sistemleri (directed infrared counter measure system) ve artan sensör güç isterleri gözetilerek daha yüksek elektrik üretecek şekilde tasarlanacaktır. Ancak lazerlere karşı önlem için yüksek ısıl iletkenliğe ve yansıtıcılığa sahip kaplamalar geliştirildiğinde lazerin yüzeyde yaratacağı yakıcı etki oldukça azaltılabilir ve bu malzemelerin kullanıldığı saldırı silahları bu sayede lazer silahlarının kullanımı daha etkisiz hale getirebilecektir.

Görsel 35: Ultra Kısa Darbeli Taktik Lazer (Tactical Ultrashort Pulsed Laser-UPSL) terawatt mertebesine 200 femtosaniye  (10 üzeri -15) darbe dalgası yaratan 150 kW’lık lazer 

Görsel 36: Raytheon’ın Geliştirdiği 50 kW’lık Lazer Sistemi “Guardian”

Bir diğer önemli hava savunma yaklaşım elektromanyetik darbe etkisiyle elektronik devreleri yakabilen yüksek güç mikrodalga sistemidir (High Power Microwave System). Gemilerde, üslerin sürü drone ve füze saldırılarına karşı korunmasında oldukça etkili olabilecek bir silah sistemidir. Bir elektronik cihazın HPM darbelerine karşı duyarlılığı, birçok faktöre bağlıdır. HPM darbeleri, elektronik cihazları ya tahrip eder ya da bozar. Tahribat, HPM darbesi tarafından üretilen elektrik alanının büyüklüğünün, cihazdaki yarı iletkenlerin oksit tabakasını delmeye yetecek kadar büyük olmasıyla ya da kaynak-çekirdek kanallarındaki çığ etkilerini tetiklemesiyle meydana gelir. Bozulma, elektronik cihazda indüklenen voltajların, cihazda iletilen ya da depolanan ikili bilgiyi değiştirmeye yetecek kadar büyük olması ya da cihazdaki yarı iletkenlerin anahtarlama durumunu değiştirmesi durumunda meydana gelir. Bu nedenle, elektromanyetik yayılmanın fiziksel yasaları gereği HPM darbesi, cihazı tahrip edebileceğinden daha uzak mesafelerde cihazı bozabilecektir.

HPM cihazları iki ana grupta sınıflandırılabilir: İmpuls şekilli yüksek voltaj darbeleri kullanarak istenen çıkış frekans aralığında radyasyon yaymak için antenle bağlanan beamless (yansımasız) veya ultra geniş bant (UWB) HPM kaynakları ve belirli bir frekans bandında yüksek güçlü RF sinyalleri üretmek için elektron demeti kullanan dar bantlı HPM kaynakları… Enerji bant genişliğine yayılmış olduğundan, UWB HPM kaynaklarının bir cihazı tahrip etmek için yeterli güç üretmesi daha az olasılıklıdır. Öte yandan, dar bantlı cihazlar çok seçici bir bant genişliğine sahiptir ve hedefin hassas frekansları cihazın bant genişliğinin dışında ise ya da hedef, cihazın frekans bandı için yeterince korunmuşsa, HPM cihazının bu hedefe karşı etkinliği tehlikeye girebilir. Ancak, HPM koruması karmaşık bir görev olduğundan, uygun frekansta dar bantlı HPM cihazları hala elektronik cihazları devre dışı bırakmak ve bozmak için yararlı olabilir. Bu sebeple dar bantlı HPM’de hedefin frekansını bilmek önemlidir, sinyal istihbaratı bu noktada büyük önem taşımaktadır.

Görsel 37: THOR Yüksek Güçlü Mikrodalga Silahı

Bir dar bantlı HPM cihazında bulunan Marx jeneratörü yüksek akımlı, düşük voltajı alır ve yüksek voltajlı (300 kilovolt civarında) , çok yüksek akımlı (10 kiloamper civarında) ve düşük süreli (100 nano saniye civarında) darbe dalgasına dönüştürür. Dalga oluşturulurken saniye mertebesindeki indükleme 100 nanosaniyelik bir darbe dalgasına dönüştürüldüğünden dalganın gücü oldukça yüksektir (Gigawatt ve üstü). Bu sistemlerin yaklaşık menzilleri drone’lara karşı 3-5 km civarındadır.

Görsel 38: Çin Hurricane 3000 Yüksek Güçlü Mikrodalga Silahı

Thor, Epirus Leonidas, Hurricane-3000 gibi sistemler operasyonel olmaya yakın bulunan HPM sistemleridir. Thor sisteminde vakum tüpleri kullanılırken, Epirus Leonidas’ta faz dizilimli katı halli galyum nitrit kullanılmaktadır. Epirus’un CEO’su Andy’nin anlatımından anlaşıldığı kadarıyla Epirus HPM, kablolardan ve diğer elektronik komponentlerden sızarak elektronik harp silahı gibi bazı siber yöntemlerle hedefin analog kısmında hatalara sebep olan bir sistem. Epirus’ün son imzaladığı sözleşmelerde bakıldığında gelecekte, üslerin ve gemilerin savunmasında HPM’lerin son katman olarak kullanılmaya başlanacağı düşünülmektedir.

  Görsel 39: Epirus Leonidas HPM Sistemleri

Hava savunmada yer almayan CHAMP sistemi, seyir füzesine takılmış ve saldırılan bölgedeki elektronik komponentleri etkisiz hale getirmeyi hedefleyen bir yüksek güçlü mikrodalga silahıdır. Hava platformlarında saldırı amacıyla HPM sistemlerinin daha da yaygınlaşacağı, komuta kontrol, radar, savaş harekat merkezleri gibi kritik elektronik donanıma sahip askeri hedeflerin dışında yüksek önem gösteren stratejik sivil hedefleri ve yer altı enerji hatlarını da hedef almak üzere kullanılacağı düşünülmektedir.

Görsel 40: CHAMP Yüksek Güçlü Mikrodalga Füzesi

Görsel 41: Yüksek Güçlü Mikrodalga Silahlarının Geçmişi ve Geleceği

Özellikle, artan drone tehditlerine karşı geliştirilen, düşük maliyetli jet motorlu anti-drone dolanan mühimmatların ise HPM’ler, elektronik harp sistemleri ve lazerler gibi hava savunmada oldukça önemli yer bulacağı düşünülmektedir. Roadrunner-M, İran’ın 359, Raytheon Coyote UAS gibi dronelar düşük maliyetli, yüksek manevra kabiliyetine sahip drone’lar yüksek irtifalara çıkabilir, füzelerden farklı olarak sağlanan sürekli itki sayesinde hedefe ulaşana kadar çevik manevralar yapabilir ve üzerlerinde bulunan yüksek infilaklı harp başlıkları sayesinde pek çok hava hedefinde etkili olabilmektedir. Hava savunma dolanan mühimmatlarının nakliye uçakları, seyir füzeleri, tanker uçakları, elektronik harp uçakları, helikopterler, MALE ve HALE sınıftaki insansız hava araçlarına karşı kullanılması planlanmaktadır. Nitekim Suriye’de Türk İHA’sı düşürmek üzere PYD tarafından ateşlenerek MQ-9 Reaper insansız hava aracı İran tarafından verilen kamikaze dolanan mühimmat (İran’ın 359 mühimmatı olduğu tahmin edilmekte) tarafından düşürülmüştür.

Görsel 42: Anduril Roadrunner-M

Görsel  43: İran 359 Dolanan Mühimmat

Raytheon Coyote, sürü drone’lara, insansız hava araçlarına karşı düşük maliyetli, yakın hava savunma sistemidir. Coyote UAS blok 1 60 cm uzunluğunda, 1.47 metre kanat açıklığında, 5.9 kg ağırlığına, 1.8 kg harp başlığına sahip pnömatik bir lançerlerle fırlatılan, maksimum 130 km/ hızına ulaştırılarak atılan yavaş, alçak, insansız hava araçlarına karşı geliştirilmiş bir dolanan mühimmattır. Jet motorlu blok 2 versiyonu ise veri bağlantısı, MP-7U güdüm elektronik ünitesi, ateşlemede görevli roket motoru ve itki sağlayan jet motorundan oluşmaktadır; çoklu hedefe angaje olma özelliğine sahiptir ve 10 km menzilde görev yapabilmektedir. Elektrik motorlu pervaneye sahip ve elektronik harp ile düşman drone’larını etkisiz hale getiren blok 3 versiyonunun da geliştirilmektedir. Maliyet etkin bir sistem olması ve artan drone tehditleri sebebiyle Amerikan ordusu tarafından çok sayıda sipariş edilmiştir.

Görsel 44: Coyote UAS Blok 2

Anti drone drone’u demişken Ukrayna’da yaşanan şu görüntüler de oldukça ilgi çekici görünmektedir, ileriki dönemlerde üzerindeki parçacıklı mühimmatı ateşleyerek imha faaliyetini gerçekleştirdikten sonra yeniden iniş yapan drone’ların da yapılabileceğini (en azından sabit kanatlı drone’lara karşı) göstermektedir.

Yukarıda bahse konu olan anti drone dolanan mühimmatları, hipersonik silahlara karşı geliştirilmiş çok adetli, parçacıklı füzeler, yüksek enerji silahları (lazerler ve yüksek güçlü mikrodalga silahları) geleceğin ordularında farklı katmanlarda rol alacaklardır. Her sistemin etkili olduğu noktalar, avantaj ve dezavantajları vardır. Bu sebeple maliyet etkin, hızlı reaksiyon gösterebilen, güçlü karar destek algoritmalarına sahip, çağın gereklerine uygun, katmanlı bir hava savunma sistemi (sistemlerin sistemi) geleceğin ordularında varlığı şüphe götürmeyecek bir noktada durmaktadır. Sistemlerin etkinliklerine göre gerekli doktrinsel değişiklikler geleceğin ordularında hızla tatbik edilecek ve entegre bir şekilde tüm unsurlarıyla bir hava savunma şemsiyesi inşa edilecektir.

Savaşta hava taarruzunun ilk hedefleri askeri tesisler değil, yerdeki kuvvetlerden uzakta bulunan sanayi ve endüstri merkezleri ile kalabalık merkezler olmalıdır. /Giulio Douhet. Son on yıllarda yaşanan tüm çatışmalar (Suriye, Filistin, Bosna Hersek, Irak…) göstermiştir ki savaşlarda sivil yerleşim yerleri ağır bir şekilde bombalanmakta ve siviller hedef olmaktan kurtulamamaktadır. Buradan hareketle, sivillerin yaşamlarını ve ekonomik faaliyetlerini sürdürebilecekleri yer altı yapılarının kurulması büyük önem taşımaktadır: metrolar, tüneller, sarnıçlar… Kaldı ki hızla değişen iklim ve küresel ısınma sebebiyle kış aylarının sel yaratabilecek düzeyde ani ve şiddetli yağışla; yaz aylarının ise kurak geçmesi beklenmektedir. Yoğun yağmur sonucu suyun güvenle depolanabileceği ve selleri önleyecek sarnıçlara ihtiyaç olduğu aşikardır. Bu yer altı ağı örülürken potansiyel bir savaş tehdidi altında halkın sığınabileceği, ekonomik faaliyetlerini icra edebileceği, güvenliğini belli ölçüde tesis edebileceği bir mimarinin kurgulanması geleceğin orduları için büyük önem arz edecektir. Her ne kadar tünel delmek üzere termobarik bombalar icat edilmiş olsa da yer altı ağları sayesinde sivillerin büyük bir kısmı güvende tutulacaktır. Ayrıca, cephedeki askeri destekleyecek teçhizat ve gıdanın sağlanmasında sivillerin korunması yüksek öneme sahiptir ve savaşın gidişatını belirleyen faktörlerden biri olacaktır. Halkın harp durumunda yaşamsal faaliyetlerini icra edebilmesi için gerekli olan enerji hatlarının ve besin depolarının da harp durumuna uygun olarak inşa edilmesi faydalı olacaktır. Her ne kadar insanlık teknolojide ilerlese de sonuç odaklı harp stratejilerinde insani değerler ve medeni kurallar geçerliliğini koruyamamaktadır; bu sebeple geleceğin ordularının “insanlık dışı” olabilecek stratejilerin de kendisine karşı uygulanabileceğini gözeterek önlem alması gerekmektedir.

Bu yazımızda tamamen açık kaynaklarda yer alan, operasyonel hale gelmiş veya ilerlemekte olan projelerden faydalanarak geleceğin ordularına dair bir tahmin ortaya koyduk. Bu kısımda elektronik harp, propaganda savaşları ve sosyal medya, uydu sensör ağı, siber güvenlik, istihbarat teknolojileri, nükleer, biyolojik, kimyasal, radar teknolojileri, 6. nesil uçaklar, iletişim teknolojileri konularına girilmedi ancak ileri bir tarihte yayınlayacağımız ikinci kısımda bu konulara değinilmesi planlanmaktadır.

REFERANSLAR


Yorum yazmak için giriş yapın.
Giriş Yap
rolex hulk production tag heuer calibre 17 replica louis vuitton replica bags panerai flyback 1950 breitling navitimer world a24322 replica handbags uk perfectwatches rolex sea dweller models replica hermes g shock watches price in india omega seamaster orange rubber strap replica chanel rolex day date ii history omega homage watches fendi replica